Özet Bu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitim kurumlarında sınıf ortamı ve öğretmen tutumlarının çocukların serbest oyun davranışlarıyla olan ilişkisinin incelenmesidir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu araştırmaya 10 anasınıfı ve 10 anaokulu öğretmeni olmak üzere toplam 20 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla, araştırmacılar tarafından uzman görüşleri alınarak oluşturulmuş yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır.
Özet
Hareket çocuğun fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişiminin önemli bir parçasıdır. Çocuklarda hareketsizlik yaşam şekline bağlı hastalıklarda risk faktörü olarak görülmektedir. Bu nedenle okul öncesi dönemden başlayarak çocukların düzenli ve bilinçli olarak hareket etmeleri sağlanmalıdır. Bu gereklilik okul öncesi dönemde optimal gelişim için fiziksel aktivitenin türünü ve miktarını tanımlamayı gerekli kılmaktadır. Bu çalışmanın amacı ülkemizde okul öncesi dönemde hareket ve gelişme arasında bağlantı kuran bilimsel verilerin derlenmesidir. Bunun için okul öncesi dönemde fiziksel, zihinsel, motor veya sosyal gelişmeyi destekleyen fiziksel aktivite içerikli çalışmalar özetlenmiştir. Çalışma sonucunda yapılan çalışmalardan yola çıkılarak fiziksel aktivite konusunda tavsiyelerde bulunulmuştur
Giriş
Erken çocuklukta düzenli hareket ve fiziksel aktivitelere katılım sağlıklı büyüme için özellikle kemik, kas, kardiyovasküler gelişim ve obezitenin önlenmesi boyutlarıyla önem taşımaktadır (Burrows, 2007; Eastman, 1997; Janz ve diğ. 2004, Sääkslahti ve diğ. 2004; Strickland, 2004; Trost ve diğ. 2003). Buna karşın hareketsizlik ve sedanter yaşam çocuklarda obezite riskini artırmaktadır (Baranowski, 1992; Goran, 1999; Jago, 2005; Janz ve diğ., 2002; USDHSS, 1996; USDHHS, 2000). Bilim adamları çocuklukta, ergenlikte ve yetişkinlikte fiziksel aktivite düzeyinin izlenmesi gerektiği konusunda hemfikirdir (Certain, 2002; Fowler-Brown ve Kahwati, 2004; Fishman, 2001; Gordon-Larsen, 2004; Malina, 2001; Pate, 1996; Pate 1999; Reilly, 2004). Ayrıca çocukluk döneminde yeterli ve düzenli fiziksel aktivitenin yetişkinlikte hastalıklardan korunmada yardımcı olduğu da belirtilmektedir (Raitakari ve diğ., 1994; World Health Organization, 2004). Düzenli hareket ve fiziksel aktivitelere katılımın çocuklar üzerinde sadece fiziksel olarak değil fizyolojik, bilişsel ve psikososyal yönden de olumlu etkileri olduğu bilinmektedir (Çağlak, 1999; Strong ve diğ, 2005) Bu durumda çocuklukta fiziksel aktiviteye katılımın teşvik edilmesi, yaşam boyu aktivite alışkanlığı kazandırılması ve hem kısa hem uzun dönemde sağlıklı yaşamın doğal mekanizması olarak görülmelidir (Oliver ve diğ, 2010).
Düzenli hareket ve fiziksel aktivite alışkanlığı okul öncesi dönemde kazandırılmalıdır zira okul öncesi dönemdeki çocukların hareket etmesini sağlamak ergenlik dönemindeki çocuklara göre çok daha kolaydır. Çünkü temel hareketler dönemindeki (2–6 yaş) çocuklarda hareket, öğrenme ve iletişim kurmanın vazgeçilmez unsurudur ve hızlı gelişim süreci içinde yeni motor becerileri öğrenmeye hazır durumdadırlar (Gallahue ve Donnely, 2003). Temel hareket modelleri olan koşu, atlama, sıçrama gibi beceriler çocukların eğitim ve öğrenme deneyimlerinin parçasıdır. Bu dönemde öğrenilen beceriler yaşam boyu kalıcı olacak ve yeni becerileri için temel oluşturacaktır. Buna karşın hareket ve deneme olanaklarının verilmemesi ya da kısıtlanması çocuklarda motor beceri performansını olumsuz etkilemektedir (Gallahue ve Ozmun, 2002). Temel becerilerde ustalık kazanamayan çocuklar daha karmaşık becerileri öğrenmeye isteksiz ve çekingen davranmaktadır. “Sportif Yeterlik Engeli” olarak adlandırılan bu durumun oluşmadan engellenmesi için okulöncesi dönemde koşu, atlama, sıçrama, yakalama, atma, yuvarlama, sürünme gibi temel hareket modelleri farklı kombinasyonlar ve oyunlar eşliğinde çocuklara eğlenceli biçimde kazandırılmalı ve hareketlerde uzmanlaşma dönemine donanımlı ve istekli girmeleri sağlanmalıdır.
Uluslararası literatürde okul öncesi dönemde hareket düzeyini etkileyen başlıca faktörler olarak yaş, cinsiyet, ailenin yaşam şekli ve tutumu, okul öncesi kurumların çevresel şartları ve eğitim politikaları, öğretmenlerin bilgi düzeyleri ve tutumları, büyüme çevresi (kırsal-şehir) dikkat çekmektedir (Bower ve diğ, 2008; Bellows ve diğ., 2011; Davison ve diğ., 2006; Dowda ve diğ, 2004; Finn ve Johansen, 2002; Ketelhut, 2011; Oliver ve diğ., 2010; Pate ve diğ., 2004; Sandercock, 2010; Schneider, 2008; Vale ve diğ., 2010; Vives-Rodriguez, 2005; Weir ve diğ., 2006). Sağlıklı büyüme ve motor beceri gelişimini sağlamaya yönelik olarak okul öncesi dönemde çocukların nasıl ve ne kadar hareket etmesi gerektiği önemli bir konudur. Bu konuda uluslararası literatür incelendiğinde ABD Ulusal Beden Eğitimi ve Spor Birliği yayınlarında okulöncesi dönemdeki çocuklar için hareket ve fiziksel aktivite önerilerine göre;
· Çocuklar günde en az 60 dakika yapılandırılmış fiziksel aktiviteye katılmalıdır,
· Çocuklar günde en az 60 dakika ve üzerinde serbest fiziksel aktivitelere katılmalıdır,
· Çocuklar uyku dışında 60 dakikadan daha uzun süre hareketsiz kalmamalıdır,
· Çocukların kaba motor becerileri geliştirebileceği güvenli kapalı ve açık alanların oluşturulmalıdır,
· Aileler ve çocuk bakımından sorumlu olanların okul öncesi dönemdeki çocukların sağlıklı gelişmesi için fiziksel aktivite ve hareketin önemini kavrayarak yapılandırılmış ve yapı- 36 Kerkez landırılmamış hareket olanakları sağlamakla yükümlü oldukları belirtilmektedir (National Association for Sport and Physical Education [NASPE], 2011).
Bu çalışmada ise ülkemizde okul öncesi dönemde hareket ve fiziksel aktivitenin büyüme ve çeşitli yönleriyle gelişime etkisini araştıran tezler ve makalelerin taranması yoluyla bu alandaki bilimsel verilerin durumu, çalışmaların amacı ve sonuçları ile okul öncesi dönemde hareket ve fiziksel aktivite konusundaki öneriler özetlenmeye çalışılmıştır.
Yöntem
Çalışma sistematik olmayan tarama modelindedir. YÖK tez sorgu sayfası ile Üniversitelerin Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergilerinde (Hacettepe Üniversitesi 1990–2010, Niğde Üniversitesi 2007–2011, Celal Bayar Üniversitesi 1999– 2010, Selçuk Üniversitesi 2008–2011, Pamukkale Üniversitesi 2010–2011) yayınlanan makaleler “okul öncesi (preschool)”, “5–6 yaş”, “2–5 yaş”, “hareket”, “fiziksel aktivite”, “sağlık”, “motor”, “psikomotor”, “oyun” ve “gelişim” anahtar kelimelerinin kombinasyonu şeklinde taranmıştır.
Bulgular
Ülkemizde okul öncesi dönemde hareket ve fiziksel aktivitenin büyüme ve çeşitli yönleriyle gelişime etkisini araştıran çalışmalar incelenerek yaş grubu, süre, sıklık, içerik ve sonuçlar bakımından özetlenmiştir (Bkz Tablo 1).
Bu çalışmalara ek olarak okul öncesi dönemde uygulanan programların hareket, fiziksel aktivite bakımından yeterliliğini araştıran çalışmalar da mevcuttur. Arıkan (2002), Ankara’daki okul öncesi eğitim kurumlarında uygulanan fiziksel aktivite programlarını 114 özel ve 70 resmi olmak üzere toplam 184 Okul öncesi Eğitim Kurum üzerinde araştırdığı çalışma sonucunda; kurumların tamamının fiziksel aktiviteye yer verdiğini, fiziksel aktivite ile ilgili programların belirlenmesinde kurum yöneticilerinin ve uygulanmasında üniversitelerin çocuk gelişimi bölümü mezunlarının aktif rol aldığını, beden eğitimi bölümü mezunlarının daha az katıldığını kaydetmiştir. Fiziksel aktiviteler sırasında en fazla top materyalinin kullanıldığını, ip, çember, minder gibi malzemelerin az olduğu belirtmiştir. Özmen (2004), Okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin hareket eğitimi konusuna yaklaşımları ve bu konudaki bilgi beceri düzeylerini araştırdığı tez çalışmasında 86 İlköğretim okulundaki 139 anasınıfı öğretmeni dâhil edilmiştir. Çalışma sonucunda okul öncesi eğitim kurumlarındaki etkinlik alanları ve araç-gereçlerin yeterli düzeyde olmadığı, anasınıfı öğretmenlerinin çoğunun anaokulu öğretmenliği ön lisans mezunu olduğu, hareket eğitimi uygulamalarına bir haftada 5 ders saati ve üzerinde bir zaman ayırdıkları, hareket eğitimi uygulamalarında şarkılı oyunlar, ritim ve danstan yeteri kadar yararlandıkları, drama- pandomim ve halk oyunlarından yeteri kadar yararlanmadıkları kaydedilmiştir. Demirdalıç (2003), Çorum il merkezinde okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin oyun etkinliklerini planlama, uygulama, değerlendirme ve oyuncak seçimi, kullanımı becerilerini incelediği tez çalışmasına 95 öğretmen dâhil edilmiştir. Sonuçta Çorum il merkezinde okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin öğrenim düzeyi ve meslekteki kıdeminin oyun etkinliklerini planlama, uygulama, değerlendirme ve oyuncak seçimi, kullanımı becerileri üzerinde etkili olmadığı, oyun etkinliklerine bir saat süre ayırdıkları, bu süreyi belirlerken çocukların ilgi ve gereksinmelerini, günlük etkinlik programına uygunluğunu, planlanan oyunun özelliğini dikkate aldıklarını, oyun etkinliklerini halihazırdaki kaynaklardan yararlanarak planladıklarını kaydetmiştir.
Aytekin (2001) okul öncesi dönemde oyunun çocuk gelişim üzerine etkilerini araştırmak üzere 50 anasınıfı öğretmeni ve 400 anasınıfı öğrenci velisi üzerinde yapmış olduğu tez çalışması sonucunda; okul öncesi dönemde oynatılan oyunların bir program dâhilinde ve alanında uzman kişiler tarafından oynatıldığı takdirde çocuk gelişiminde önemli etkilere sahip olduğunu, çocukların gelişimi için oynatılan oyunlar bir süre dâhilinde oynatılması gerektiğini, oyun alanlarının temiz olması, kurumların araç ve gereç yönünden yeterli duruma getirilmesi gerektiği, oyun etkinliklerinin sıkıcı olmaması, güç, karmaşık, yorucu, fazla kurallı ve gereğinden çok ciddiyet isteyen oyunlar olmaması gerektiği ifade edilmiştir. Sevimli-Çelik ve diğ. (2011) Ankara’da 8 anaokulunda yürüttükleri çalışma sonucunda ebeveynlerin ve okul yöneticilerinin hareket eğitimi konusunda sınırlı bilgiye sahip olduklarını, çocukların hareket edebileceği yeterli açık-kapalı alan bulunmadığını belirterek Türkiye’de okul öncesi kurumlarda hareket eğitimi konusunda acil yaptırımlar gerektiğini ifade etmişlerdir. Çalışmaların ortak noktası hareket, fiziksel aktivite ve oyunun okul öncesi dönemde gerekli olduğu yönündedir. Ancak okul öncesi dönemde yaş gruplarına göre hangi amaca yönelik olarak hangi çalışmanın ne süre ve sıklıkta, hangi yoğunlukta yapılması gerektiği, çevre kriterleri, gerekli ekipman ve malzeme gibi konularda somut bilgi ve veriler bulunmamaktadır.
Tartışma
Ülkemizde fiziksel aktivitenin okul öncesi dönemdeki çocuklarda fiziksel sağlığa etkisinin araştırıldığı çalışmalarda müdahale süresi genellikle 8 hafta (Çelebi 2010; Kırıcı, 2008), 12 hafta (Kerkez, 2004; Kerkez, 2006; Zülkadiroğlu, 1995) ve 16 hafta (Altınkök, 2006; Öztürk, 2009) şeklindedir. 16 haftadan uzun süren müdahale programına rastlanmamıştır. Uluslararası literatürde ise 8 hafta (Alpert ve diğ., 1990), 14 hafta (Fitzgibbon ve diğ., 2005; Fitzgibbon ve diğ., 2006), 30 hafta (Mo-suwan ve diğ., 1998), 48 hafta (Reilly ve diğ., 2006) ve 50 hafta (Specker ve Binkley, 2003) süren müdahale programı içeren çalışmalar kaydedilmiştir. Çalışmalar ışığında okul öncesi dönemde hareket ve fiziksel aktivitenin gelişime etkisini gözleyebilmek için düzenli aktivitelerin 12 haftadan daha uzun sürmesi gerektiği söylenebilir.
Çalışma sıklığına bakıldığında ülkemizde yapılan çalışmalarda programın çoğunlukla haftada 2 ve 3 tekrar şeklinde genellikle 40 dakika ile 1 saat arasında uygulandığı gözlenmektedir. Uluslararası literatürde de haftada 3 tekrarın sıklıkla uygulandığı gözlenmektedir. Timmons (2007) fiziksel aktivitenin okul öncesi dönemdeki çocuklarda fiziksel sağlığa etkisinin araştırıldığı çalışmaları özetlemiş ve çalışmaların çoğunda müdahalenin haftanın 3 günü 20 dakika şeklinde uygulandığı bu yaklaşımın yağ dokusuna çok az etki ettiği ancak kemik yapısını, motor beceriyi ve areobik fitnesi geliştirdiği sonucuna varıldığını belirtmiştir. Hareket ve fiziksel aktivitenin etkilerini gözlemleyebilmek için haftada 3 tekrar yeterli olsa da çocukların sağlıklı büyüme bakımından haftanın her günü en az 1 saat yapılandırılmış, 1 saat yapılandırılmamış hareketlere katılmaları gerektiği üzerinde durulmaktadır (NASPE, 2011).
Ülkemizde okul öncesi dönemde fiziksel aktivite içerikli çalışmalarda müdahale programlarının daha çok dönemin özelliği olan temel hareket modelleri ve oyun içerikli olarak uygulandığı gözlenmiştir. Çok az sayıdaki çalışmada ise atletizm, halk oyunları, cimnastik ve yüzme gibi sportif branşlara ait eğitimlere yer verildiği gözlenmiştir. Uluslararası literatür incelendiğinde çalışmalarda lokomotor ve aerobik aktivitelere yer verildiği, aktivitelerin orta şiddetten şiddetliye doğru düzenlendiği görülmektedir. Çalışmaların ortak noktası okul öncesi dönemde hareket içeriğinin çocukların koşu, sıçrama, sekme, yuvarlanma, tırmanma, sürünme gibi doğal lokomotor hareket formlarından oluşmasının daha etkili ve kolay olduğu, içeriğin oyunla desteklenmesi ve eğlenceli olması gerektiği, çocukların çalışmalar sırasında kalp atışlarının hızlanması ve terlemeleri gerektiği yönündedir.
Sonuç
Ülkemizde okulöncesi dönemde fiziksel aktivite, hareket ve oyunun çeşitli yönleriyle gelişime etkisi ile ilgili bilimsel veriler son derece kısıtlıdır. Okul öncesi dönemde hareket ve fiziksel aktivitenin büyüme ve gelişmeye etkisi longitudinal çalışmalarla ortaya koyulmalıdır. Uluslararası literatürde bu alanda veriler, öneriler ve kılavuzlar bulunmasına karşın ülkemizde temel eğitim adı altında birleştirilen ilkokullar için bile beden eğitimi ve fiziksel aktivite kılavuzu yeni hazırlanmaktadır. Okul öncesi dönem için henüz bir hazırlık yoktur. Yapılan çalışmalar ve uluslar arası literatür dikkate alınarak okul öncesi dönemde aile, öğretmen ve kurumlara yönelik olarak çok acil fiziksel aktivite, hareket ve oyun kılavuzu hazırlanması, okul öncesi kurumlarda fiziksel aktivite ve hareket bakımından elverişli ve eşit şartlar sağlanması gerektiği düşünülmektedir.
Related Posts
Özet Bu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitim kurumlarında sınıf ortamı ve öğretmen tutumlarının çocukların serbest oyun davranışlarıyla olan ilişkisinin incelenmesidir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu araştırmaya 10 anasınıfı ve 10 anaokulu öğretmeni olmak üzere toplam 20 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla, araştırmacılar tarafından uzman görüşleri alınarak oluşturulmuş yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır.
Giriş Geçmişte erken çocukluk eğitimcileri, çocukların konuşma dilini doğal yollarla öğrendiğini, yazı dilini ise eğitim yoluyla öğrendiğini belirtmişlerdir ve yazı dilinin öğrenilmesinde formal eğitimin gerektiğini savunmuşlardır. Ancak, günümüzde yapılan araştırma sonuçlarına göre bu görüşlerin değiştiği görülmektedir. Araştırmacılar çocukların dil ve yazma becerilerinin bebeklikten itibaren birlikte geliştiği yönünde birleşmektedirler .1 Çocuklar, okula başlamadan önce konuşma ve okuma
