Özet Hareket çocuğun fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişiminin önemli bir parçasıdır. Çocuklarda hareketsizlik yaşam şekline bağlı hastalıklarda risk faktörü olarak görülmektedir. Bu nedenle okul öncesi dönemden başlayarak çocukların düzenli ve bilinçli olarak hareket etmeleri sağlanmalıdır. Bu gereklilik okul öncesi dönemde optimal gelişim için fiziksel aktivitenin türünü ve miktarını tanımlamayı gerekli kılmaktadır. Bu çalışmanın amacı ülkemizde
Özet
Okul öncesi dönem, çocukların bedensel, zihinsel ve sosyal gelişimlerinin en hızlı olduğu dönemlerden biridir. Bireyin doğuştan getirdiği potansiyelin en üst sınırlarına dek gerçekleşebilmesi için erken yaşta sağlanacak imkanların zengin olması gerekmektedir. Bu nedenle yaşamın ilk yıllarında çocuğun içerisinde bulunduğu fiziksel ve sosyal çevre oldukça önemlidir. Yine bu yıllarda çocuğa verilenler kadar verilmeyenler de onun geleceğini belirler (Oktay, 2007). Zembat (2012) okul öncesi dönem çocuğunun ihtiyaçlarını; aile ihtiyacı, sosyal ve duygusal ihtiyaçlar (akran ilişkileri, güven, benlik, sağlık ihtiyacı), akademik ihtiyaçları (hareket ve oyun, yaratıcılık ve estetik algısının geliştirilmesi, merak duygusunun giderilmesi) olarak sınıflandırmıştır. Bu bağlamda okul öncesi eğitim kurumunun nitelikleri bakımından; çocuk için yararlı, güvenli, ihtiyaçlarına cevap verebilen; hareket, oyun, sosyal etkileşim, müzik ve sanatla birlikte olma imkanı sağlayan bir yer olması çok önemlidir. Bu nedenle okul öncesi eğitim kurumlarında uygulanan program kadar fiziksel ortam da çocukların sağlıklı yetiştirilmelerinde etkilidir (Oktay, 2007). Okul öncesi eğitim kurumlarında fiziksel ortamlar temelde iç ve dış mekanlar olarak incelenebilir. İç mekanlar sınıflar, koridorlar, tuvalet-lavabolar, mutfak, merdivenler, atölyeler gibi bina içerisinde yer alan alanları kapsamaktadır. Dış mekanlar da benzer şekilde binanın dışında yer alan bahçe ve oyun alanlarını kapsamaktadır. Okul öncesi dönem çocuğunun merak duygusu yüksektir. Bu merak doğrultusunda sorular soracak, araştırmak, incelemek ve merak ettiği şeylere dokunmak isteyecektir. Ancak bu merak iyi düzenlenmemiş bir ortamda çocuklar için tehlike oluşturacak durumlara yol açabilir. Bu sebeple kaza riski yaratacak durumlara karşı önceden önlem alınması gereklidir (Tok, 2011). Çocuk okul binasının kapısından girdiği andan itibaren kendi ilgi ve ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş, kendini güvende hissetmesini sağlayan bir ortamla karşılaşmalıdır.
Okul öncesi eğitim kurumlarında alanlar düzenlenirken; giysi ve ayakkabı değişimleri ve her çocuğun kişisel eşyaları için ayrılmış bir vestiyer, çocuk sayısının gereksinimine ve sağlık koşullarına uygun; yiyecek hazırlama, bulaşık yıkama ve gıda koruma bölümlerinden oluşan bir mutfak, bir hasta çocuk odası, araçlı veya araçsız spor yapabilecekleri bir spor salonu, idari ve hizmetli odaları, ısıtma ve diğer tesisat odaları, sanat atölyeleri, çocuk alanlarından ayrı olarak yetişkinler için çalışma ve dinlenme ortamı, oyun odası, yetişkin lavabo ve tuvaletleri ve kuruma ait tüm araç-gereç ve malzemelerin konulacağı bir depo düzenlemesi yapılmalıdır (Baran, Yılmaz ve Yıldırım, 2007; Demiriz, Karadağ ve Ulutaş, 2003; Kıldan, 2007; MEB, 2013; NAEYC, 2007; Ramazan, 2005). Binaların bahçe içerisinde, gürültüden uzak, trafikten arındırılmış olması, ön girişte ise çocukların binaya girmeleri ve evlere dağıtım için üstü kapalı ve korumalı bir kapı bulunması eğitim kurumlarının güvenlik ve sağlık koşullarının denetimini kolaylaştıracaktır. Eğitim kurumuna giriş ve çıkışların yapıldığı dolaşım alanları, velilerin rahatça giriş çıkışlarına imkan sağlayacak genişlikte olmalıdır. Döşeme kaplamaları kokusuz, bakımı ve temizliği kolay, hijyenik, anti-statik, anti-bakteriyel, ses emici, yanmaz ve uzun ömürlü olmalıdır. Eğitim ortamlarından tuvalete ve dış mekana kolayca çıkılabilmelidir. Her sınıfın kendine ait bir tuvaleti olması gerekmedir. Tuvaletlerde her altı çocuğa bir lavabo ve dört-beş çocuğa bir klozet düşmelidir. Klozetler ve lavabolar çocuk boyuna uygun olmalı, klozetler birbirinden bölümlerle ayrılmalı ve kapısı olmalıdır (Acer, 2007; Kalemci, 1998). Okulun dış mekanları yani bahçesi, okula giriş kapısı, açık/kapalı oyun alanları da çocuğa uygun olarak düzenlenmeli ve güvenlikli olmalıdır. Okul öncesi eğitim ortamlarında dış mekân düzenlemelerinde; farklı hava koşulları için önlemler, girişçıkışlardaki güvenlik önlemleri, kaba motor becerileri destekleyecek materyallerin varlığı, zemin yüzeyindeki farklı malzemelerin kullanımı göz önünde bulundurulmalıdır. Oyun malzemeleri döşeme ve onarım konusunda kalite standartlarına uygun olmalıdır. Malzemelerde ahşap kullanılmasına özen gösterilmelidir. Oyun malzemeleri dengeleme, tırmanma, itme, sallama çalışmalarına imkân vermelidir. Malzemeler, çocuklarda gereksiz rekabete çok sıra beklemeye neden olmayacak şekilde düzenlenmelidir. Çocukların seçim yapmalarına imkan tanınmalıdır (MEB, 2013). Oyun araçlarının sağlamlığı sık sık kontrol edilmeli ve kaza riski yaratacak durumlar ortadan kaldırılmaya çalışılmalıdır. Düzenli aralıklarla bakım ve onarım çalışmalarının yapılması önemlidir (Demiriz, Karadağ ve Ulutaş, 2003). Okul öncesi dönem, çocukların kazaya ve tehlikeye en fazla maruz kaldıkları ve risklerin yüksek olduğu bir dönemdir. Bu nedenle tehlike durumlarında yapılması gerekenler ile güvenli bir hayat için gerekli bilgi ve becerilerin kazandırılması gerekmektedir (MEB Okul Öncesi Eğitim Rehberlik Programı, 2012). Bu bilgi ve becerilerin kazandırılması için eğitim programlarının da bu duruma uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Bu amaçla MEB Okul Öncesi eğitim Programlarında öz bakım becerileri altında ele alınan kazanım ve göstergeler yoluyla çocukların bilgilendirilmeleri, farkındalıklarının arttırılması hedeflenmiştir. MEB Okul Öncesi Eğitim Programı’nda (2013) aşağıdaki şekilde yer almaktadır:
Kazanım 7. Kendini tehlikelerden ve kazalardan korur. (Göstergeleri: Tehlikeli olan durumları söyler. Kendini tehlikelerden ve kazalardan korumak için yapılması gerekenleri söyler. Temel güvenlik kurallarını bilir. Tehlikeli olan durumlardan, kişilerden, alışkanlıklardan uzak durur. Herhangi bir tehlike ve kaza anında yardım ister. Açıklamaları: Eğitim etkinliklerinde temel güvenlik kurallarının yanı sıra gerekli durumlarda ihtiyaç duyulan güvenlik kuralları da ele alınmalıdır. Örneğin, çocukların arabanın ön koltuğunda oturmaması gerekir. Arabada emniyet kemeri takılmalıdır. Arabanın camından ve pencereden sarkmamak gerekir. Kibritle oynamamak gerekir. Yanan ocak, soba ve ütüden; bıçak gibi kesici aletlerden uzak durmak gerekir. Küçük nesneleri ağza, buruna, kulağa sokmak tehlikelidir. Tanımadığı kişilerin yanına gitmek, tanımadığı kişilerden yiyecek/içecek almak doğru değildir. Uzun süre TV/bilgisayar başında zaman geçirmek doğru değildir. Bilinmesi gerekli telefon numaraları şunlardır; Anne babasının veya acil durumlarda ulaşabileceği bir büyüğünün telefon numarası, Polis (155) ve Jandarma (156), Acil yardım (112), Yangın (110), Orman yangını (177). Ayrıca bu numaraların sadece ihtiyaç duyulduğunda aranması gerektiği vurgulanmalıdır.
Yukarıda verilen kazanım ve göstergeler yoluyla etkinlikler planlanarak çocukların sadece fiziksel tehlikelere maruz kalmadığı sosyal, psikolojik, cinsel bir takım tehlikelere maruz kalabileceği ve bu durumlarda neler yapmaları gerektiği konusunda hem çocukların hem de aile katılım etkinlikleri yoluyla ailelerin bilgilendirilmesi amaçlanmalıdır. Tehlike kavramı farklı çalışmalarda farklı yönleri ile ele alınmıştır. Okullardaki tehlike ile ilgili olarak öğrencilerin görüşlerinin alındığı bir çalışmada fiziksel faktörlerin, doğal ve çevresel faktörlerin, öğretmen-öğretmen etkileşiminin, öğrenci-öğretmen, öğretmen-öğrenci etkileşiminin ve çocuklar arası etkileşimin farklı tehlikeli durumlar içerebileceği belirtilmiştir (Potts, 2006). Çocukların oyun oynarken karşılaşabilecekleri tehlikeli olan durumları inceleyen bir başka çalışmada ise çocuklar oyunları sırasında yükseklik, yüksek hız, tehlikeli araçlar, tehlikeli maddeler, itiş-kakış ve kaybolma kategorilerinde yer alan cevaplar vermişlerdir (Sandseter ve Kennair, 2011). Pitner ve Astor (2008) tarafından yapılan bir başka çalışmada ise çocukların tehlikeli olarak gördükleri durumlara ilişkin kategoriler; çevre, kişiler, fiziksel, psikolojik ve ihmal olarak belirlenmiştir. Alan yazın incelenerek elde edilen bu bilgiler doğrultusunda okul öncesi dönem çocuklarının temel ihtiyaçlarından biri olan güvenlik ihtiyacının giderilmesi için konunun farklı boyutlarıyla ele alınması gerektiği, fiziksel ortamların güvenli olarak düzenlenmesinin yanı sıra çocuklara tehlikenin ne olduğu, kendilerini tehlikelerden korumaları gerektiği, nasıl koruyacakları ile ilgili nitelikli etkinlikler planlanması ve araştırmaların yapılması gerektiği görülmüştür. Bu bilgiler ışığında bu araştırmanın amacı okul öncesi dönem çocuklarının “tehlike” kavramına ilişkin görüşlerinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Çocukların genel olarak tehlike denildiğinde ilk akıllarına gelen şeylerin resmedilmesi ve okulda tehlikeli olduğunu düşündükleri unsurların belirlenmesi araştırmanın alt amaçlarını oluşturmaktadır.
Related Posts
Özet Bu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitim kurumlarında sınıf ortamı ve öğretmen tutumlarının çocukların serbest oyun davranışlarıyla olan ilişkisinin incelenmesidir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu araştırmaya 10 anasınıfı ve 10 anaokulu öğretmeni olmak üzere toplam 20 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla, araştırmacılar tarafından uzman görüşleri alınarak oluşturulmuş yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır.
Özet Bu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitim kurumlarında sınıf ortamı ve öğretmen tutumlarının çocukların serbest oyun davranışlarıyla olan ilişkisinin incelenmesidir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu araştırmaya 10 anasınıfı ve 10 anaokulu öğretmeni olmak üzere toplam 20 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla, araştırmacılar tarafından uzman görüşleri alınarak oluşturulmuş yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır.
