Özet

Bu çalışmanın amacı okul öncesi eğitime devam eden 5-6 yaş çocuklarına verilen değerler eğitimine ilişkin öğretmen görüşlerini incelemektir. Okul öncesi öğretmenlerinin değerler eğitimine yönelik görüşlerini belirlemek amacıyla, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi kullanılmış, veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Çalışmaya 15 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Çalışmanın sonucunda, öğretmenler değerler eğitimi uygulamalarında en çok beyin fırtınası yöntemini uyguladıklarını, materyal olarak oyuncak kullandıklarını ve etkinlik olarak da oyun etkinliğini tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Çocuklara en çok sevgi ve yardımlaşma değerlerinin öğretildiği, değerler eğitiminden en çok sosyal duygusal alanın etkilendiği ve oyun yönteminin alternatif değerlendirme yöntemi olarak kullanıldığı bulgusuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin çoğunluğunun değerler eğitimine yönelik bir eğitim almadığı görülmüştür. Okul öncesi dönemin önemi düşünüldüğünde, değerler eğitimi üzerine niceliksel olarak daha fazla çalışma yapılmasının gerektiği düşünülmektedir. Bu çalışmalar çocukların, öğretmenlerin, ailelerin ve okul öncesi eğitimi ilgilendiren tüm kurum ve kişilerin görüş, beklenti ve ihtiyaçlarını ele alan yapıda olmalıdır. Değerler eğitimi konusunda öğretmenlere hizmet içi eğitimler, seminerler veya kurslar verilerek öğretmenlerin bu konudaki yetkinlikleri geliştirilebilir.

Giriş

Toplumsal değerler insan yaşamının önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Değerler toplum üyelerinin çoğu tarafından doğru ve gerekli olarak kabul edilmiş ahlak ve inanç kalıpları olarak tanımlanabilir. Değerler neyin doğru, neyin yanlış olduğu hakkındaki görüşleri de içermektedir.

Değer kavramı; bireylerin düşünce ve duygu dünyalarını toplumsal ve kültürel normlara dayalı olarak ortaya koyması (Çağlar, 2005); insan davranışlarına yön veren ilkeler bütünü (Kennedy, 2012); kendine özgü olduğu toplumun çok büyük bir kısmı tarafından kabul edilmiş, inanılarak muhafaza edilmiş davranış şekilleri (Özbay, 2002); toplumsal olarak birleştirici, bir ve diri tutucu, toplumsal bağlılığı artırıcı ve toplumsal hedeflere ulaşmada katkı sağlayan etkili bir güç (Balgalmış ve Baloğlu, 2005); toplum içinde yaşayan bireylerin ortak çıkarlarını koruyan, o toplumun gelecekteki varoluşuna katkı sunan ve içinde yaşadığımız toplumun bizden kazanmamızı beklediği duygu ve davranışlar bütünü (Aktürk, 2012) gibi farklı şekillerde tanımlanabilir. Tanımlanmasında olduğu gibi değerlerin sınıflandırılmasında da çeşitli farklılıklar bulunmaktadır. Rokeach (1973), değerleri Araçsal Değerler ve Nihaî Değerler olarak sınıflandırırken; Cohen (1985), değerleri İçsel Değerler, Dışsal Değerler, Ahlakî Değerler, Kişisel Değerler ve Bireysel Değerler olarak; Allport, Vernon ve Lindzey’in (1960) ise değerleri estetik, teorik, ekonomik, siyasi, sosyal ve dini değerler olarak sınıflandırdığı görülmektedir

Değerler eğitiminin geçmişinin Amerika’da yirminci yüzyılın başlarında başladığı ve pek çok şehirde okulların kendi değerler eğitimi programlarını oluşturdukları belirtilmektedir (Balat ve Dağal, 2009). Çocuklara değerler ve etik konularında eğitim vermek güçlü bir insan karakteri oluşturmada etkili bir adımdır (Howard, Berkowitz ve Schaeffer, 2004). Her toplumun kendine özgü değerleri vardır. Topluma faydalı ve uyumlu bireylerin yetişmesi, okullarda değerler eğitiminin öğretilmesiyle mümkündür.

Erken çocukluk döneminde değerler eğitimi denildiğinde, karşımıza kişilik, ahlak ve karakter eğitimi kavramları çıkmaktadır. Gelişimin erken aşamalarında çocuklara kazandırılmaya çalışılan bu değerlerin sosyal ve bilişsel gelişimle bir bütün oluşturduğu düşünülmelidir (Balat, 2004). Sevgi, işbirliği, barış, cesaret, adalet, bilimsel tutum, merhamet, insanların kardeşliği, emeğin onuru , mutluluk, sabır gibi temel değerlerin erken çocukluk yıllarında öğretilmesi, toplumsal yaşamda değerlerin uygulanması adına büyük önem taşımaktadır. Çünkü çocukluk yılları insan hayatında bir çok olgunun temelinin atıldığı yıllardır. Erken yaşlarda edinilen bir çok kazanım, bireyin toplumla barışık yaşaması ve değerlerin sürdürülebilmesine olanak tanımaktadır.

Değerler eğitimine özellikle okul öncesi dönemde başlamak önemlidir (Mencious 1997). Yakın bir döneme kadar okullar sadece akademik başarıya odaklanmaktaydılar, fakat farklı kitleler okulların bunun yanı sıra değerler eğitimine de yer verilmesi gerektiğini belirtmektedirler (Trout, 2008). Çünkü değerler eğitimi aynı zamanda akademik başarı üzerinde olumlu etkiler bırakmakta ve durum birçok araştırmayla da desteklenmektedir (Singh, 2011). Değerler eğitiminin doğasında eğitim kurumlarında verilen bilgi, beceri, tutum ve değerlerin aktarılması ile diğer bireylere yardımcı olma bulunmaktadır. Böylelikle değerler eğitimi bireylerin daha mutlu bir hayat sürmesine yardımcı olmaktadır (Kirschenbaum, 1994). Değerler eğitiminin amacı; bireylere saygı, sevgi, sorumluluk, erdem, cesaret, inanç, azim, adalet gibi değerleri kazandırarak iyi karakterli bireyler yetiştirmektir (Altan, 2011). Dolayısıyla eğitim kurumları çocuklara değerleri öğretmeli ve bu öğrenmeleri desteklemelidirler (Svirbel, 2007; O’Connell, 2012).

Okul öncesi eğitim döneminde öğretmenin değerler eğitimi uygulamalarındaki önemi göz ardı edilemez. Bu dönemde öğretmen, değerleri çocuklara öncelikle davranışlarıyla kazandırmaktadır. Bu nedenle öğretmenin değer sahibi ve erdemli birey olması ve bu değerleri çocuklara nasıl öğreteceği konusunda bilgi ve beceri sahibi olması gerekmektedir. Bu anlamda öğretmenin oluşturacağı eğitim ortamı da önem kazanmaktadır. Sınıfta olumlu iletişimin ve sevginin olduğu güvenli, demokratik bir eğitim ortamı pek çok sorumluluğu da beraberinde getirmektedir. Öğretmenin değerleri nasıl öğreteceği, kullandığı yöntem ve teknik, eğitim programları ve materyaller de önem kazanmaktadır. Okul öncesi dönemde proje çalışmaları, oyun, drama, alan gezileri, büyük, küçük ya da bireysel grup etkinlikleri gibi farklı yöntem ve tekniklerle değerler çocuklara öğretilebilir. Öğretmen ise bu sürecin en önemli parçasını oluşturmaktadır. Farklı yöntem ve teknikler kullanan öğretmen çocuklara sorumluluk vermekte, problem çözme becerilerini geliştirmekte ve bütüncül gelişim alanlarının gelişmesine katkı sağlamaktadır.

Dereli-İman’ın (2014) 5-6 yaş çocukları ile Değerler Eğitimi Programı yürüttüğü deneysel çalışma sonucunda, çalışmaya katılan çocukların sosyal becerileri, psikososyal gelişim ve sosyal problem çözme becerileri, katılmayanlara göre oldukça iyi düzeyde bulunmuştur.Okul öncesi eğitimi alan ve almayan 6 yaş çocuklarının ahlakî ve sosyal kural algılarının karşılaştırıldığı başka bir çalışmada, okul öncesi eğitimi alan çocukların almayanlara göre ahlakî ve sosyal kural algılamada oldukça iyi durumda oldukları sonucuna varılmıştır (Sarıçam ve Halmatov, 2012). Okul öncesi dönem çocuklarına davranış merkezli öğrenme yöntemi uygulayarak değerler eğitimi veren öğretmenlerin görüşlerinin incelendiği bir araştırmada, öğretmenlerin; verilen değerlerden ailenin haberdar olması gerektiği ve katkı sunmasının gerektiği ve bu yöntemle özellikle soyut değerlerin kazandırılmasının daha uygun olacağı gibi görüşlerinin olduğu ortaya konulmuştur (Yuvacı ve Ark., 2013). Thornberg ve Oğuz (2013) ise, İsveç ve Türkiye’de çalışan öğretmenlerin değerler eğitimine bakışını incelenmişlerdir. Araştırmanın sonucunda; öğretmenlerin, değerler eğitiminde iyi bir model olmanın önemli olduğunu, değerler eğitiminin genellikle günlük uygulamalarla bütünleştiği, değerler ve değerler eğitimi ile ilgili uygulamalarda öğretmenlerin bilgi eksikliği olduğunu belirlemişlerdir. 

Yapılan çalışmalar incelendiğinde, değerler eğitimine ilişkin uygulamaların çocukların yaşamını bir çok açıdan etkilediği görülmektedir. Değerler eğitimi, çocukların kendilerine ve topluma yararlı olacak temel değerleri bilişsel, psikolojik ve sosyal gelişimlerinin gereğine uygun olarak edinmelerini amaçlamaktadır. Bu süreçte değerler eğitiminin uygulayıcısı olan öğretmen, eğitim kurumlarının bir parçası ve çocuklar için önemli bir rol model olduğu için değerlerin kazandırılması ve yaşatılması adına büyük bir sorumluluk altına girmektedir. Bu bağlamda öğretmenlerin sahip oldukları değerlere yönelik algıları, sahip oldukları değerleri hayata geçirmeleri ve çocukların bu değerleri kazanmaları konusunda kullandıkları materyal,yöntem-teknik, eğitim etkinlikleri, aldıkları eğitimler ve değerlendirme süreçleri, çocukların değerleri kazanma sürecinde önemlidir. Dolayısıyla bu araştırmada da okul öncesi öğretmenlerinin eğitim sürecinde uyguladıkları değerler eğitimine yönelik görüşlerini belirlemek amaçlanmıştır. Okul öncesi dönem diğer yaşam dönemlerinin temelini oluşturmaktadır. Bu dönemde çocukların almış oldukları eğitimin niteliği, topluma yararlı bir birey olmaları adına önem taşımaktadır. Bu bağlamda özellikle okullarda verilen değerler eğitimi, ailede kazanılan değerlerin pekişmesi ve bazı değerlerin kazandırılmasına olanak sağlamaktadır. Kazandırılmak istenen değerlerin bütün okul çatısı altında kabul gören, benimsenen ve yaşanan değerler olması ve bunların eğitim ortamlarında edinilmesinde izlenilen yol hakkında bilgi edinilmesi, toplumsal yaşam açısından önem taşımaktadır. Bu sebeplerden dolayı çalışma önem kazanmaktadır.

 

Tartışma ve Sonuç

Çalışmanın sonuçlarına göre; öğretmenlerin değerler eğitiminde kullandıkları yöntem ve tekniklere ilişkin en çok beyin fırtınası yöntemini kullanırken, en az ise soru-cevap yöntemini kullandıkları görülmektedir. Kullanılan materyaller incelendiğinde ise, en fazla oyuncak ve hikaye kartlarının kullanıldığı, en az ise kostümlerin kullanıldığı belirtilmiştir. Eğitim sürecinde yer verilen etkinlikler incelendiğinde ise, an fazla oyun etkinliklerinin uygulandığı, en az ise proje çalışmalarına yer verildiği görülmektedir. Yazar ve Erkuş (2013) araştırmalarında; okul öncesi öğretmenlerinin değerler eğitimini serbest zaman, drama, gözlem yoluyla ve aile katılımı yoluyla öğrettiklerini belirtmişlerdir. Thompson (2011) ve Schaefer (2012)’nin araştırmalarında öğretmenlerin değerleri öğretmede en çok hikaye yötemi ve model olma uygulamalarının kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Değerler öğretilebilir ve öğrenilebilir olgulardır ve günümüzde değerlerin öğretilmesinin geçmişe göre zor olduğu görülmektedir. Önceleri toplum tarafından benimsenen ve desteklenen birçok değer, yaşantı yoluyla aktarılabilirken, bugün sadece yaşantı ile yeterli olmamaktadır. Çünkü çocuğun değerler sistemini değiştiren ve etkileyen faktörler çeşitlenmiştir (Gömleksiz, 2007). Dolayısıyla öğretmenlere bir çok görevler düşmektedir. Öğretmenler çocuklarda değerlerin gelişimini farklı yöntem, teknik ve etkinliklerle destekleyerek, üst düzeye çıkarmalıdırlar. Söz konusu araştırmada da öğretmenlerin bir çok yöntem, teknik ve materyallerle çocuklara değerler eğitimi verdikleri görülmüştür.

Çalışmanın bir bulgusu da, öğretmenlerin çocuklara en çok yardımlaşma ve sevgi, hoşgörü, saygı değerlerini öğrettikleri yönündedir. Araştırmanın bu bulgusu, Bulach ve Butler’ın (2002), Türk’ün (2009), Memiş ve Gedik’in (2010), Yiğittir’in (2010), Acat ve Aslan’ın (2011), Yazar ve Erkuş’un (2013), Ogelman ve Sarıkaya’nın (2015) değerler eğitimi ile ilgili yaptıkları nitel araştırma sonuçlarından elde edilen bulguları destekler niteliktedir. Bu araştırmalarda da sevgi, saygı ve hoşgörü değerleri en çok öğretilen değerler içerisinde yer almaktadır. Çünkü erken çocukluk yıllarında çocuklara bu temel değerlerin öğretilmesi, içsel denetim, öz düzenleme, kendini ifade etme, yaratıcılığın gelişimi, merak ve öğrenme güdüsünü destekleyerek, çocuğun yaşamının ileriki yıllarının verimli olması açısından önem taşımaktadır. Öğretmen görüşlerinde dikkat çeken bir bulgu ise, öğretmenlerin MEB (2013) Okul öncesi eğitim programında yer alan bazı değerler hakkında bilgi sahibi olmadıkları yönündedir. Örneğin tevazu gösterme, sadelik şımarma, uyum ve bunun gibi bir çok değerden bahsedilmediği görülmektedir. Zaten öğretmenlerin değerler eğitimi alıp almama yönündeki görüşleri incelendiğinde de, öğretmenlerin 13’ü (%86), değerlere yönelik bir eğitim almadıklarını, 2’si (%14) ise aldıklarını belirtmişlerdir. Thornberg ve Oğuz’un (2013) çalışmalarında da öğretmenlerin değerler eğitimi konusunda bilgi eksiklikleri olduğu görülmektedir. Schaefer (2012) benzer şekilde okulda öğretmenlerin değerler eğitimini programla bütünleştirmede sorunlar yaşadıklarını belirtmiştir. Değerler eğitimi ile ilgili öğretmenlerin gerekli eğitimleri alması, öğretilecek değerlerin, kullanılacak yöntem, teknik ve değerlendirme süreçlerinin daha işlevsel hale gelmesini sağlayacaktır. 

Öğretmenlerin çoğunluğu değerler eğitiminin en fazla çocukların sosyal duygusal gelişimini etkilediğini, en az ise motor becerilerini etkilediğini belirtmişlerdir. Üner’in (2011) çalışmasında da benzer sonuçlara ulaşılmıştır. Öğretmenler okul öncesi eğitim programında değerler eğitimine sadece sosyal duygusal ve bilişsel alanda yer verildiğini belirtmişlerdir. Okul öncesi öğretmenleri, eğitim programının uygulayıcısı oldukları için ve programda sosyal duygusal alanda değerler eğitiminin baskın olmasından dolayı, değerler eğitiminin en fazla sosyal duygusal gelişimi etkilediğini belirtmiş olabilirler.

Çalışmada öğretmenlerin alternatif değerlendirme yöntemi olarak en çok oyun yöntemini, en az ise performans değerlendirmesini kullandıkları görülmektedir. Üst eğitim kademelerinde benzer çalışmaların olduğu görülmektedir. Can’ın (2008) sosyal bilgiler dersinde değerler eğitiminin uygulamalarında gözlem, örnek olay yöntemi, tartışma yöntemi, soru cevap tekniği ve velilerle görüşme yöntemi yardımıyla öğrencilerin değerleri kazanıp kazanmadıklarını belirledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Çengelci (2010), ise öğretmenlerin değerler eğitimini gözleme dayalı değerlendirme ile yaptıkları sonucu ortaya çıkmıştır. Yazar’ın (2010) elde ettiği araştırma sonuçları; öğretmenlerin büyük çoğunluğunun gözlem yapma, soru- cevap ve öğrencilerin sözlü anlatımı gibi ölçme-değerlendirme türlerini değerler eğitiminde sıklıkla kullandıklarını göstermektedir. Araştırma bulguları birbirini desteklemektedir. Çünkü oyun yoluyla değerlendirme süreci içerisinde soru-cevap, gözlem ve sohbet unsurlarını da barındırmaktadır. Okul öncesinde değerlendirme süreci bütüncüldür.

Paylaş:

Related Posts